ProfileT H E E X O R C I...PhotosBlogLists Tools Help

Erman Özmen

T H E E X O R C I S T !

Hersey Insanlar Icin,Gormek Ogrenmek Icin... Bazen Zor da Olsa.... SEBNEM FERAH !
|false| Giriş için tıkla
Photo 1 of 6
November, 2005

SEBNEM FERAH SPACE KARDESLIGI

 

Sebnem Ferah sevenler... O'nu taniyanlar...hakkinda daha fazla sey bilmek isteyenler...

Seboist Hareket Engellenemez

 

 

 

 

 

 

iste kod:

 

<A href="

http://spaces.msn.com/members/theexorian/
" target=_blank><IMG alt="Seboist Hareket Engellenemez" src="http://i33.photobucket.com/albums/d71/TheExorian/SebnemFerahKardesligi.gif" width=100 border=0>

 

 

 

 

November, 2005

CAN KIRIGI HIKAYESI

Kendimi dinleyiciye açmaktan korkmam yoksa onlara ihanet etmiş olurum!!!
 

 
 
 
 

Can Kiriklari

 
 

 
CAN KIRIKLARI ASLINDA KARİN KARAKAŞLI’NIN KİTABI

Son albümümü çıkardığımda şirkete benim için bir zarf geldi ve içinden Can Kırıkları adında bir kitap çıktı. Yazarı, Karin Karakaşlı. Kitabı elime alır almaz, şarkıyı kafamda duymaya başladım. Bu albüm için ilk yaptığım şarkı o oldu. Hepimizin kalbi kırılır, acıları olur ama bunun bu kadar keskin ifade edilmesi çok hoşuma gitti. Albüm adı için kendisini arayıp haber verdim. Karin’in de bundan keyif alması beni daha da mutlu etti. 
 
 
 
 
 

 
 
 

Elini ayağını nereye koyacağını bilemez bazen insan. Yazıyla anlatmaya çalışmak çoğu zaman, onun deyişiyle ‘kapı deliğinden izlediğin manzarayla yetinmeye’ benziyor. Bu kez daha güçlü, kendinden emin ve sakin bir Şebnem Ferah var karşımızda.

Ama bir şarkısında söylediği gibi hálá kalbi delgeçlerle delinmeye hazır. ‘Nasıl olsa alıştım ben uzak rüzgarlara, gel bir parça da sen kopar canımdan, ekmeğimden’ diyor. Albüm, salı günü Pasaj Müzik etiketi ile raflarda olacak. Pasaj Müzik’in nefis Boğaz manzaralı terasında yeni şarkıları eşliğinde bir röportaj yaptık.

Bu albümde gelebilecek her türlü darbeye karşı daha güçlü ve hazırsınız gibi bir his var...

- Belli yaş dönemlerinde, belli tecrübelerden sonra bunlar bütün insanların yaşayabileceği şeyler. Şarkı yazarken karnımı açmayı seven bir tarafım olduğu için malzemem genelde kendim oluyor.

Karnınızı bu kadar açmak sizi rahatsız ediyor mu? Şarkılarınızla tanımadığınız bir sürü insanla çok özel bir noktada buluşuyorsunuz...

-
Dinleyicinin hakkımda bir takım çıkarımlara varacağını düşündüğüm şarkı sözleri yazmak benim için o kadar korkutucu değil. Dinleyicimle çok kemikleşmiş bir ilişki kurduğumu düşünüyorum. Artık onlara kendimi açmaktan korkamam. O zaman ihanet etmiş gibi hissederim kendimi.

Ama olur ya, bazen insan en yakınına bile bazı şeyleri anlatmak istemez.
Perdelediğiniz oluyor mu sizin de bazı şeyleri şarkı yazarken?

- Tabii ki olur ama kendimi durdurma noktam ‘Bunu söylemesem daha iyi olacak’ gibi bir şey değil. Geçen albümüm buna en iyi örnektir aslında. Kendimi hiç frenlemediğim, içimde olup biteni olduğu gibi yansıttığım bir albümdü o. Kendimi durdurmak isteseydim o albümde durdururdum. Ancak birilerine karşı sorumluluk duygusu sebebiyle bir şeyleri frenleyebilirim.

Bundan önceki albümlerde başkalarının sebep olduklarından çıkan sorunlar ağırlıktaydı. Ama bu albümde sizin içsel yolculuğunuz ön plana çıkıyor gibi.

-
Kabuğuna çekilmek ayrı bir şeydir, hem etrafı hem kendini algılamaya çalışabilmek, kendine olan dönüklüğünü dışarıya da gösterebilmek ayrı bir şeydir. Ben bu ikisini dengelemeye çalışıyorum.

Bir röportajınızda ‘Yalnızlığımla iyi geçinebiliyorum ama beni beklenmedik yalnızlıklar acıtıyor’ demiştiniz. Bu albümde ‘Kalabalıklar arasında yalnız kalmaktansa dünyanın bir ucunda tek başınayım’ diyorsunuz. Bu, tercih edilen bir yalnızlık mı?

- Evet, bu benim karar verdiğim bir yalnızlık. Aslında bunun için dünyanın bir ucuna gitmeye gerek yok. Bunu kendi evinizde de yapabilirsiniz. İnsanın zaman zaman kendini ve hayatını değerlendirmesi için yalnızlığa ihtiyacı vardır. İstediğim zaman tek başına olmak beni daha iyi ve güçlü hissettiriyor.

Gitgide daha mı sertleşiyor kabuğunuz? ‘Ben zaten düşmüşüm ve alışkınım uzak rüzgarlara, gel bir de sen vur’ gibi cümleler kurmuşsunuz.

- İnsan ilk kez kötü bir şey yaşıyorsa duvara tosluyor. O kötü şey bir daha olduğunda, acısının ne kadar zaman sonra gideceğini bilmek, ‘eyvah’ dedirtmemeye başlıyor. Beni hazırlıksız olduğum şeyler korkutuyor hep.

Kirlenmeye karşı nasıl koruyorsunuz kendinizi?

- Ara sıra kendimi eve kapatmalarım, bir yerlerde tek başına tatil yapışlarım meşhurdur benim. Bu şekilde kendimi yeniliyorum. Sivri kalmasını istediğim şeyleri de koruyabiliyorum böylelikle.

Sezen Aksu, İspanya’da bir dergiye verdiği röportajda ‘Şarkıcılığımın ilk yıllarındaki masumiyeti kaybettiğimi düşünüyorum’ demişti.
Siz koruyabiliyor musunuz o masumiyeti hálá?

-
Müzikal olarak bir kaybım olduğunu söyleyemem. Çünkü ben çalışkan bir müzisyenim. Ama çocukken yaşadığınız saflıkla, kaba bir tabirle feleğin çemberinden geçtikten, kabuk tuttuktan, çeşitli mekanizmalar geliştirdikten sonraki haliniz arasında dağlar kadar fark var. Belki gidip banka soymuyorsunuz ama o masumiyet ister istemez yitiriliyor. Öte yandan kuyu gibi olup da, herkesin içinize çamur atması da mümkün değil; çünkü aynı oranda da güçlü ve bilinçli oluyorsunuz.

Hoşçakal şarkısında diyorsunuz ki ‘Biraz su biraz yeşillik, her yer benim evimdir.’ Böyle bir kadın mı Şebnem Ferah?

-
Bu zamanla geldiğim nokta. Bütün bu içsel yolculuktan sonra her yerin benim evim olabileceğini, herkesle bir noktada iletişim kurabileceğimi gördüm.

Müzikal olarak nasıl bir albüm oldu ‘Can Kırıkları’?

- S
ound’unu diğer albümlerime göre biraz daha sert bulabilir dinleyiciler. Enerjiyi biraz daha iyi hissedecekler sanırım. Çok daha iyi bir sound yakaladığımızı düşünüyorum. Ama bu alınmış bir karar değil. Hiçbir zaman şarkı yaparken bu şarkı da şöyle olsun demedim. Arkadaşlarıma dinletiyorum, onların katkıları çok büyük oluyor. Bir yolculuğa çıkıyoruz şarkılarla beraber. Her şeyi doğal akışına bırakmayı seviyorum.

Tarkan Gözübüyük’le yine bir aradasınız bu albümde. Nasıl bir etkisi oldu onun bu albüme?

-
Tarkan’la ilk iki albümde beraber çalışmıştık. Uzun zamandır onunla yeniden çalışmayı çok istiyordum. Tarkan sadece bir müzisyen olarak değil, insan olarak da etrafındaki insanların en güzel taraflarını ortaya çıkarmasını başaran biri. Bu yüzden benim için çok değerli. Tabii Tarkan’ın yanı sıra diğer bütün ekip arkadaşlarımın da varlığı çok önemli.

Yıllardır konserlerde de beraber çaldığınız arkadaşlarınız onlar değil mi?

- Evet. On senedir birlikte çalışıyoruz. Buket Doran, Metin Türkcan, Ozan Tügen, Aykan İlkan’dan oluşuyor bu ekip. Artık aile gibi olduk. Beraber vakit geçirmekten çok hoşlanıyoruz.

Bu şarkılar ne kadar zamanda oluştu?

- Yaklaşık bir sene sürdü sanıyorum. Şarkıların büyük bir bölümünü Amerika’da yazdım. Döndüğüm andan itibaren de stüdyodaydım. Hatta bazı şarkıları da stüdyo sırasında yaptım. Bir de şarkıları istediğim zaman, o duyguyu yakalayabildiğimde söyledim.



VOLVOX BIOGRAFI

VOLVOX


1988 yılında Şebnem Ferah tarafından kurulmuş,tamamı kızlardan oluşan Bursa'lı bir hard rock grubu. grupta Şebnem Ferah'ın yanısıra Duygu Karpuz,Ebru Bank,Gül Ağırca,Buket Doran,ve 1992 yılında gruba dahil olan Özlem Tekin boy gösterdi Duygu, Ebru ve Şebnem Bursa Kolejinde tanışmışlar, Gül Ağırca ile de Bursa'da tanışmışlar. 1988 yılında kurduğu grubuyla önce yadırganan sonra konser teklifleri alan Şebnem Ferah, Sedat Yıldırım Sarıcan'ın da katkılarıyla düzenlenen 1989 yılındaki "Bursa 1.ci Rock Station ünleri"nde kardeş grup "PeNTaGRaM" la aynı sahneyi paylaştı. (Şebnem solo çalışmalarında ilk iki albümünde Pentagram elemanlarıyla çalışmıştır.) "VoLVoX" Bursa'da Tayyare Sinemasında konser verdi. Şebnem Ferah o zamanın en iyi grubu sayılan Bursalı "BANDAJ" grubuna vokal yaptı ama sadece konserde.Bursa'da bir takım konserler verdikten sonra ilk İstanbul konserlerini "28 NİSAN 1991" SAAT 14:00'De "PeNTaGRaM"la birlikte Pangaltı İnci Sinemasında verdiler. Biletler 20000 TL'dı. Boğaziçi Üniversitesinde, Odtü Festivalinde,Bilsak Rock Cafede,İzmir Clup 33 de unutulmaz konserler verdiler. 1992 yılında Duygu Karpuz'un gruptan ayrılmasıyla klavye ve geri vokal olarak Özlem Tekin "VoLVoX" semalarında yerini aldı. Özlem Tekin'in sahne tecrübesi olmasına karşın diğer hatunların sahne tecrübeleri yoktu. çünkü o zamana kadar sadece konser vermişlerdi.Bunun üzerine ilk sahne tecrübelerini Bedri Baykam'ın açtığı "DADAİST" barda gerçekleştirdiler.Sonra "SİS" ardından da "KEMANCI" geldi. "SİS" ve "KEMANCI" grubun okulu haline gelmişti.Bu iki mekan hatunlara müzik adına pek çok şey öğretti.Önceleri kızlardan oluştuğu için yadırganan "VoLVoX" sonradan "KEMANCI" ve "SİS" barın vazgeçilmez simaları haline geldi. Konserler,sahne çalışmaları birbirini kovaladı. Derken kaset çıkarmaya karar verdiler. Provalar yaptılar,demoyu hazırladılar,parçaların tamamı ingilizce olarak hazırlandı,besteler,enstrümanlar hazırdı. Ne olduysa! Kaseti çıkartamadılar!!! Şimdi Şebnem Ferah'ın müzik arşivinin en güzel yerinde "VoLVoX"un demosu duruyor. Daha sonra Ebru Bank gruptan ayrıldı onun yerine Buket Doran(bass) geçti.Fakat albümün çıkartılamaması ile başlayan ve gruptan ayrılmaların devam etmesi sonucunda Ebru Bank'tan sonra Özlem Tekin'de gruptan ayrıldı. 1994 yılında "VoLVoX" dağıldı. "VoLVoX" dağıldı ama hatunlar müziği bırakmadı. Özlem Tekin dört adet solo albüm çıkardı. Ebru Bank "VoLVoX"tan ayrılınca Cenk Eroğlu ile evlendi,Cenk'le birlikte Mirkelam'ın "Her Gece" ve Tüzmen'in "Son Rüya" adlı kliplerinde rol aldı. Şimdilerde Boğaziçi Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışmakta ve bir de kızı var. Ebru Bank gruptan ayrılınca onun yerine bass gitara Buket Doran geçmişti. Buket hala Şebnem'in gerçek kadrosunda yer alıyor ve menajerliğini yapmakta. Gül Ağırca ise bir ara "Indians" grubunda perküsyon çalıyordu. O da Şebnem'e konserlerinde perküsyon çalarak eşlik ediyor. Duygu Karpuz ise "VoLVoX"tan ayrıldıktan sonra pek gündeme gelmemiş. "VoLVoX" dağılsa bile dostlukları hep kalıcı. Müzik bu insanları birbirine kenetlemiş. Onlar kavga etmek yerine dost olmayı,beraber birşeyler paylaşmayı tercih etmişler. Onları bir arada tutan şey sadece "VoLVoX" değil birbirlerine duydukları temiz kalplerindeki aziz Sevgileriydi.. Kim Ne Derse Desin VoLVoX zamanında ilk ve tek unutulmayacak bir gruptu ve bizler sizin gibi kendini iyiye ve başarıya endekslemiş gerçek müzisyenlerle gurur duyuyoruz.


VOLVOX

volvox

 

 

1994 Mart Ayinda Yapilan Bir Roportaj

Kaynak :BLUE JEAN DERGISI 

Turk rock piyasasinin durgunlugunda yoklugu en fazla farkedilen topluluklardan biri de suphesiz Volvox'tu. Gitarist Duygu Karpuz ayrildiktan sonra sadece birkac aydir suren Sis ve Kemanci show'larinda kukremeyen Sebnem ve ekibi, yeni elemanlari Ozlem Tekin'le guclenmis olarak yeni bir ataga kalkti. Biz de bu durumu firsat bilip Sebnem'i bir kosede kistirdik ve sorguladik. Iste 8 noktada dun, bugun ve yarindan kisa paragraflarla Volvox: SEBNEM FERAH: *Son iki yildir yasadigim Ankara'da bircok grupla tanistim ve o gruplardan bircok arkadasim oldu. Yeni elemanimiz Ozlem de onlardan biri. Ankara'da barlarda calan The Bad'de solistti. *Duygu ayrildiktan sonra yerini doldurabilecek iyi bir elemana ihtiyac duyduk. Ama muzikal olarak guvenebilecegimiz kimse bulamadigimiz icin uzun sure sessiz kaldik. Benim Istanbul'a donme karari alisim, Ozlem'in de Istanbul'a yerlesmesiyle ayni zamana rastlayinca, birlikte calisabilecegimiz fikri uyandi bizde. *Aslinda en basta Ozlem'le sadece barlarda calismayi dusunuyorduk. Ama kiz gitarist bulmakta cok zorlandigimiz bir anda Ozlem klavye calip destek olabilecegini soyleyince, tum Volvox calismalarinda birlikte olmaya karar verdik. Cover yaptigimiz surece Ozlem klavye caldigi gibi zaman zaman lead de soyleyecek. Ancak Volvox calismalarinda vokalde eskiden oldugu gibi ben yer alacagim. *Ozlem back vokalleriyle Volvox'a simdiye dek eksikligini duydugumuz bir renk getirdi. Barlarda lead vokal yapmasinin nedeni, bizim bar repertuarimizin Volvox'tan farkli olmasi ve sonucta Ozlem'in de iyi bir solist olmasi. Ustelik Volvox olarak yeni bir eleman aldigimiz icin onu one cikararak tanitmaya calistik. Bir de biliyorsunuz, bar olayi show'a yonelik. Ben gitar calip vokal yaparken fazla sabit kaliyordum. Ozlem bu acigi da kapatti... *Album kayitlarina yakinda baslayacagiz. Bir ayligina studyo kiralayip albumu bir kerede tamamlamak istiyoruz. Kemanci ve Sis show'larindan iyi para kazanip enstrumanlarimizi gelistirdik. Su an baskasindan odunc alet almaya ihtiyacimiz yok. Ayrica barlar sayesinde cevremiz de cok artti. Belki kayitlara cok daha erken girmeliydik ama bundan iki ay once girsek, simdi yapabilecegimizden cok amator olurdu. Muzikal olarak degil, produksiyon bakimindan tabii. Oyle ki, cok sik "Iyi ki bu adamla tanismadan kayida girmemisiz." dedigimiz cok insan var bu ara etrafimizda... *Amacimiz rock'u 10-15 binlik tirajlardan kurtarip olabildigince yukseklere tasiyabilmek. Zaten destege hazir gorunen medyanin sayesinde bu yolu asabilecegimizi dusunuyoruz. *Tamamen Ingilizce parcalardan olusturacagi album, eski Volvox'a gore daha melodik. Albumde produktorden makyoze tamamen profesyonellerle calisacagiz. Tum beste ve diger materyaller hazir. *Bu yil icinde ilk Volvox albumunu cikarttiktan sonra gelecek yil Amerika'ya gitmeyi planliyoruz. Cunku simdiye kadar bu isi sadece Turkiye sartlarinda yaptik. Olaya bir de oradan bakmak istiyoruz. Asli nasil oluyor, Amerika'da ogrenmek istiyoruz.

        Roportaj : Sureyya Izgi

                           ® March 1994 BLUE JEAN


ŞEBO, özlem ve aylin üzerine radikal gazetesi'nden bir haber

1991 yılının yaz aylarında, bodrum kalesi'nde bir rock festivali düzenlenmişti. bu festivalin katılımcıları arasında tamamıyla kızlardan oluşan punk grubu spinners da vardı. ancak erkek rock müzisyenleri "kızlar"a alaycı tavırlarla yaklaşıyor, onları sürekli gösterinin sonuna atıyordu. adını yanlış hatırlıyorsam beni bağışlasın, gruptan betül, en nihayet sahneye çıktığında, "ben böyle organizasyonun içine sı..rım," diye biten bir konuşma yaptı. bu çıtı pıtı tabir edilebilecek, cesur kıza, seyirci erkekler, çığlıklar ve orta parmaklarıyla cevap verdiler. rock'un türkiye'deki makus kaderi gereği, bu işaret erkek egemen olduğu kadar batı merkezlidir de çünkü "o" hareket bu memlekette başka türlü yapılır. ama o gece bodrum kalesi'ni dolduran, siyah tişörtlü, küpeli, uzun saçlı seyirciler bir kızın, kızların sahneyi falan talep etmesi karşısında tepkilerini gizleyemedikleri gibi bunu yabancılardan öğrendikleri yöntemlerle ifade ediyorlardı. o sırada müzik endüstrisinin parçası falan bile olmayan rock müzisyenleri ise "kızlar"a groupie'likten fazlasını layık görmeye yanaşmıyorlardı. spinners, tıpkı hemen arkalarından gelen volvox gibi bursalıydı. volvox spinners'a göre daha şanslı oldu. memlekette rock müzik yapan herkesin bir süre çalıştığı kemancı da dahil olmak üzeri bir sürü mekânda sahne aldılar, kendilerine haklı bir şöhret yaptılar. o arada rocker -f..ker-motorbiker'lar sahnede kızlara tahammül etmeyi öğrenmişler fakat ve hatta onların güzellikleriyle de uğraşır olmuşlardı. türkiye'de rock'ın patlama yapmak üzere olduğu zamanlardı, iyi zamanlara denk gelmişti yani volvox.

İki kadın
bu grup biliyorsunuz bize iki tane kadın şarkıcı kazandırdı. ikisi de bugün türkiye'nin en iyi kadın vokalleri arasında anılıyorlar. zamanın pek ünlü irlandalı kadın şarkıcısı sinead o'connor'a çok benzeyen ses rengi ve tekniğiyle özlem tekin daha ilk albümüyle pop müzikte farklı bir şey olacağını hissettirdi. hâlâ hatırlanan, ünlü "aşk her şeyi affeder mi"si şehirli bir aşk hikâyesini ve o zamana kadar pek alışık olunmayan bir şeyi, erkeğini aldatan bir kadının duygularını anlatıyordu. ama sadece bu şarkısı da değil, yine aynı albümde yer alan ve zorla evlendirilen kızları anlatan "duvaksız gelin"i de, kadınlarla ilgili farklı şeyler söyleyen bir şarkıcı olacağı ümidini veriyordu.
özlem tekin, türkçe müziğin en değişken şarkıcılarından biri oldu sonra... sadece şarkı sözleriyle değil, bulaştığı müzik türleriyle de herkesi hayal kırıklığına uğrattı. herkesi diyorum çünkü bir albümüyle topladığı hayranlarını öteki albümüyle şaşırtıyordu.
şebnem ferah ise biraz daha farklıydı. kemancı'da söyledikleri yıllarda, sahne almadığı bir gece bile olsa, eğer mekândaysa çıkar ve "heaven's door"u - tabii ki bob dylan değil metallica yorumuyla - söyler ve resmen tüylerimizi diken diken ederdi. o sırada kemancı'da sahne alan en güçlü vokal oydu ve cennetin kapısına herkesten daha sert vuruyordu! böyle bir kız insanın göğsünü gururla kabartmaz mı? insan derken kadınları kastediyorum tabii yoksa bir müzisyen olarak da çok saygı görmesine rağmen kemancı'nın erkekleri, onunla ilgili konuşmalarını kalçasının boyuna odaklıyorlardı.
şebnem ferah, daha sonra albüm yaptı. o zamanlar, bulutsuzluk özlemi, pentagram ve ankaralı bir grup hekimin kurduğu dr. skull dışında rock müzisyenleri kolay kolay albüm, yani kaset dolduramıyorlardı. daha sonra hayranlarının kullanacağı isimle şebo da daha pop bir şey yaptı. ama iyi müzisyendi işte ve sesi, gerçekten çok güzeldi, şimdi de çok güzel.
onun kadın şarkısı diyebileceğimiz şeyler yapması biraz daha sonraya rastlar ve kendi hayatında yaşadığı hayal kırıklıklarının bu süreçte etkili olduğunu düşündürür. özlem tekin'in, kendi yaşadıklarından, kendi hayatından daha farklı bir dünyada yaşayan kadınların sorunlarını - demin andığımız "duvaksız gelin" - ele almasından farklı olarak o kendisine benzeyen kadınların hatta doğrudan kendi kendisinin isyanını dile getiriyordu. hepimizin, "içine girdiğin kaygan küçük deliği..." deyince kolayca hatırlayacağımız "ben şarkımı söylerken" ve "mayın tarlası" bunun en güzel örnekleriydi. şebnem ferah, erkeklere karşı dişlerinin arasından şarkı söylüyordu artık.
bu arada, türkçe müzikten bir kuyruklu yıldız gibi gelip geçen ve basbayağı erkek düşmanı bir şarkıyı, açık bir nefretle söylemekten çekinmeyen sultana'yı anmak boynumuzun borcudur. "kuşu kalkmaz", türünün de avantajlarını kullanarak gerçekten çarpıcı bir şarkı olmuştu. sultana'nın "sulanır hergele salyası akar, döndü'ye kalkmayanı hatçe'ye kalkar" derken sesindeki iğrenmeyi hatırlıyor musunuz?
ama bu arada türkçe müzikte birçok şey değişmişti, artık "ben sana hayran sen cama tırman" şeklinde şarkılar yapılmıyordu. trend daha ziyade, "azıcık versene" tarzıydı. o da olmazsa ten, koku ve özlem kavram topluluğu illâ geçiyordu her şarkıda.
Müzik kültürümüzü değiştirdigi için Sayın Ferah'a teşekkür
borçluyuz...
 
Sebnem Ferah

 



SOL YANIM ACIYOR ANNE

Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama Ali "Okula
gitmezsem
annem çok kızar, merak eder"
demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte Öğretti sağımı
solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi Ağrıyan yanımın
neresi
olduğunu Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne Bak şimdi söylüyorum
Şuram
işte, Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne. >> Bak
kavanoz
yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını Şu kavanozda
biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne. >> Sol
yanım
acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim,
Anne çook...

 

                                                      BEDIRHAN GOKCE


EXORCIST

Oncelikle hemen Belirtmek isterim ki exorcist'in anlami 'seytan' degil 'seytan cikaran' veya 'dua ile kotu ruhlari kovan' kimse demektir..Bu bilgiyi ozelime gelip kufur eden herkese hitaf ediyorum:)
 
 
The Exorcist filmi bildigimiz uzere o zamanki teknolojik imkanlar goz onunde bulundurulup degerlendirmeye alindiginda 'yuzyilin en iyi korku filmi' olarak odullendirildi..Ve The Version You've never Seen Yet filmiyle muthis bir hayran kitlesine ulasti...Once Bu filmimizi Taniyalim.

 

Tür: Gerilim

Yönetmen: William Friedkin

Senaryo: William Peter Blatty

 Görüntü Yönetmeni: Owen Roizman

Müzik: Jack Nitzsche

Yapım: 1973, ABD , 132 dk.

:Oyuncular:

Ellen Burstyn (Chris MacNeil) , Max von Sydow (Peder Merrin) , Jason Miller (Peder Karras) , Lee J. Cobb (Teğmen Kinderman) , Kitty Winn (Sharon Spencer) , Jack MacGowran (Burke Dennings) , Linda Blair (Regan Teresa MacNeil)

The_ExorcisT

12 yaşındaki bir kız, garip davranışlar sergilemeye başlar. Yattığı yerde havalanan kız, aynı zamanda inanılmaz bir güce kavuşmuştur. Önce tıbbi yöntemlere başvuran annesi, doktorlar hiçbir açıklama ve çözüm getiremeyince,aynı zamanda psikiyatr olan Peder Merrin'i çağırır. Genç kızı inceleyen Peder, kızın içine şeytan girdiğini tespit eder. Doğaüstü güçlere karşı verilen mücadele, sinema tarihine geçmiş gerilim ve ürperti sahneleriyle dolu. Filmin ilk vizyona girişinde makaslanmış sahnelerin de yer aldığı bu daha uzun ve daha ürpertici montaj, ABD'de çok olumlu eleştiriler aldı.


 

ŞEBNEM FERAH BİOGRAFİ

ŞEBNEM FERAH


AŞKIM

12 Nisan 1972 yılında Yalova´da hayata gözlerini açtı. Ailenin üç kızından en küçük olanıydı.İlkokulu Yalova´da, ortaokulu ise Bursa Koleji´nde okudu.Yatılı bir okul olan Bursa Namık Sözeri Lisesi´ne girdi ve böylece kendi ayakları üzerinde durmaya başladı.Müziğe olan ilgisi çok küçük yaşlarda başladı. Bunda da ailesinin çok büyük rolü oldu.İlkokulda enstrüman ve solfej dersleri almaya başladı. Okul orkestralarında başlayan müzik serüveni sonraları küçük topluluklarla devam etti.Lise yıllarında 'Pegasus' adlı bir grupta yer almasıyla birlikte sadece bayanlardan oluşan bir rock grubu kurma fikri kafasında oluşmaya başladı.Bu dönemde Bursa´da yapılan rock festivallerinde konserler verdi ve 1988 yılında Türkiye´nin ilk bayan rock grubu Volvox´u kurdu. Müzik çalışmalarının yanında eğitimini sürdürdüğü ODTÜ Ekonomi Bölümü´nden ayrıldı ve İstanbul´a yerleşerek İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü´ne girdi. Volvox´la 1992-1994 yılları arasında Türkiye´nin çeşitli yerlerinde konserler verdi, İstanbul´da bulunan rock barlarda sahne aldı.1994 yılında Volvox´un dağılmasıyla birlikte bireysel çalışmalara yöneldi.Sezen Aksu ve Onno Tunç’un getirdiği öneriyi kabul ederek ilk albümünün hazırlıklarına başladı. Bu arada Sezen Aksu, Tarkan ve Sertab Erener´in albümlerinde vokalist olarak yer aldı. 15 Kasım 1996 Cumartesi, hem Şebnem Ferah´ın müzik güncesine hem de Türk rock müzik tarihine önemli bir gün olarak geçti.'Kadın' adını verdiği ilk albümüyle Türk rock müziğinin ´yeraltı´ndan layık olduğu yere gelmesi yolunda önemli bir adım atmış oldu.Demir Demirkan, Tarkan Gözübüyük ve İskender Paydaş´tan oluşan müzisyen kadrosunun çaldığı albümde Şebnem Ferah´ın müzikal süzgecinden geçirdiği, hard rock´tan slow baladlara değin onbir parça yer aldı.Söz ve müzikleri çoğunlukla kendisine ait olmakla birlikte dört parçada Sezen Aksu´nun desteği görüldü.Hazırlanması yaklaşık iki yıl süren albümün prodüktörlüğünü İskender Paydaş yaptı. 'Kadın' ın getirdiği başarının ardından gösterime girdiği bütün ülkelerde hasılat rekorları kıran Walt Disney yapımı 'Little Mermaid'in (Küçük Denizkızı) Türkçe versiyonunun müziklerini seslendirdi. Hemen hemen üç yıllık bir aranın ardından 1999 Haziran´ında yeni bir albümle geldi Şebnem Ferah.'Artık Kısa Cümleler Kuruyorum' adını verdiği ikinci solo çalışmasında, kendi deyişiyle ´hayal dünyasıyla gerçek hayatı arasındaki gelgitlerden oluşan hikayelerini´ anlattı.Ferah, bu albümde de yine İskender Paydaş, Demir Demirkan ve Tarkan Gözübüyük üçlüsüyle çalıştı.Alternatif müziğin aranan isimlerinden Hakan Kurşun ise kayıt masasında tüm marifetlerini gösterdi.Albümden çıkan ilk hit ve video klip, sade altyapısı ve Ferah´ın duru vokaliyle süslediği 'Bugün' oldu. Albümün en vurucu parçalarından biri olan ve albümle aynı adı taşıyan 'Artık Kısa Cümleler Kuruyorum' üzerine; 'Bu parçayı kaydederken herhangi bir düzenleme yapmaktan kaçındım. Yalnızca bir gitar eşliğinde söyledim çünkü gitarı alıp, evinize gelip birlikte şarkı söylemiş olmayı hissedelim istedim.' diyor Şebnem Ferah ve ekliyor; 'Sadece bu parçada değil albümdeki tüm parçalarda kalbimi sonuna kadar açmakta hiç tereddüt etmedim çünkü sizler benim arkadaşım oldunuz. Yakınlarınızda olduğumda kendimi çok huzurlu hissediyorum.' Bir parça dışında albümde yer alan tüm şarkıların söz ve müzikleri de Şebnem Ferah´a ait.Şebnem Ferah, müzik çalışmalarından arta kalan zamanlarda kitap okumak, yazmak, film seyretmek, arkadaşlarıyla vakit geçirmek ve Playstation oynamaktan hoşlandığını belirtiyor. HERŞEYİMSİN


October, 2005

Gerekli

 

Ziyaretçi gelmiş
Free Hit Counters

 

 

Kişi online

Traffic analysis

 

 

Saat & Tarih Hesabı

 

 

 

Dost Spaces

Aysuhan'in Sayfasi..     

 

 

aabeyin spacesi.Şehitlerin unutulmadığını kanıtlıyor... ESAT TORİK ADANA-TURKEY’adresine ulaşmak için Tıklayın 

 

 

 şizofren kelebeğin alanına gider aman dikkatli olun!!

 

           N e s L i h a N´s
                  S P A C E
                                      
 
 
 
 
 
KARMATA alanına gider             SECRETEYES sayfasına ulaşmak için tıklayınız!
 
 
Ulaşmak-için-tıkla                                        ÖzGüR DüNyA